MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhuriyet’in kuruluşunun 103. yılı, Türk Cumhuriyetleri’nin bağımsızlıklarının 35. yılı ve Ankara’da yapılacak Türk Devletleri Teşkilatı Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Bahçeli, açıklamasında şu sözlere yer verdi:
“Türk tarihinin en önemli dönemlerinden birini yaşıyoruz. Tarihin ve kaderin dönüm noktalarından birine hep birlikte şahitlik ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 103. yılı ve Türk Cumhuriyetleri’nin bağımsızlıklarını kazanmasının 35. yılı kutlu olsun. Bu iki tarihi başarının birlikte kutlanması, milletimiz için büyük bir mutluluk kaynağıdır. Zira Türk milleti, tarih boyunca özgürlüğüne ve bağımsızlığına konulmak istenen zincirleri kırmış, bu uğurda önüne çekilmek istenen engelleri aşmayı başarmış bir millettir. Bu nedenle; Cumhuriyetimizin 103. yılı ile Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarının 35’inci yılını birlikte idrak ettiğimiz bu anlamlı süreçte, başkentimiz Ankara’nın Türk devletlerinin liderlerini ağırlayacak olması; milli tarihimiz ile Türk dünyasının geleceği arasında güçlü ve anlamlı bir bağ tesis etmektedir. Bu zirve, köklü tarihimizden aldığımız güçle kardeşlik bağlarımızı kuvvetlendirmek, bağımsız devletlerimizin egemenliklerine karşılıklı saygı çerçevesinde ortak hedeflerimizi ileriye taşımak ve Türk dünyasının geleceğine yön verecek kararlı bir iradeyi ortaya koymak açısından son derece önemlidir.”
‘TÜRK DÜNYASININ BİRLİĞİ, HERHANGİ BİR DEVLETİN DİĞERİNİN ÜZERİNDE HAKİMİYET KURMASI ANLAMINA GELMEZ’
Türk dünyasının ortak tarih, dil ve kültür ilişkilerine dikkat çeken Bahçeli, İsmail Gaspıralı’nın ‘Dilde, fikirde, işte birlik’ ilkesinin ortak mirasın geleceğe taşınmasında önemli bir kılavuz olduğunu ifade etti. Türk Devletleri Teşkilatı’nın tarihi yakınlığı kurumsal ilişkilerle güçlendirdiğini belirten Bahçeli, açıklamasının devamında şunları dile getirdi:
“Önümüzdeki görev açıktır: Tarihimizin emanetini geleceğin imkanlarıyla buluşturmak, kardeşlik hukukunu güçlendirmek, ekonomik ve kültürel ilişkilerimizi geliştirmek, Türk dünyasının uluslararası alandaki etkisini artırmak ve gelecek nesillere daha güçlü bir Türk dünyası bırakmaktır. Bunun yolu; karşılıklı güveni esas almakta, bağımsızlıklara ve egemenlik haklarına saygı göstermekten geçmektedir. Her devletin milli iradesini gözetmekte ve ortak hedeflerimizi kararlılıkla takip etmek gerekmektedir. Burada özellikle belirtmek isterim ki Türk dünyasının bütünlüğü herhangi bir devletin diğerinin üzerinde hakimiyet kurması anlamına gelmez. Bizim arzuladığımız; bağımsız devletlerin egemen eşitliği temelinde karşılıklı saygı ve kardeşlik hukuku ile pekiştirilen her bir üyemizin milli varlığını koruyan bir birlikteliktir. Bu anlayışa karşı çıkan hiçbir hesap, Türk milletinin asırlara dayanan tarihsel bağlarından daha güçlü olamaz. Türk dünyasının birlikteliğini zayıflatmaya yönelik her türlü girişime karşı sağduyuyu korumalıyız.”
‘AZERBAYCAN İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ KARDEŞLİK’
Türk dünyasını oluşturan ülkeler arasındaki kardeşlik bağlarının korunması gerektiğinin altını çizen Bahçeli, açıklamasını şu şekilde sürdürdü:
“Özellikle vurgulamak istiyorum: Kardeş devletlerimiz arasında oluşan kardeşlik bağlarının zedelenmesi yalnızca iki ülke arasındaki ilişkilere dair bir mesele olarak görülmemelidir. Bu bağlar tarihimizin ayrılmaz bir parçasıdır; güvenimizin temeli olup geleceğe yönelik ideallerimizle iç içe geçmiştir. Azerbaycan ile Türkiye arasındaki kardeşliğimiz o kadar derindir ki günlük gelişmelerin sınırlarına sığdırılamaz; siyasi meselelerin ötesinde tarihi bir anlam taşımaktadır.
Kardeşliğimiz iki milletin iradesiyle güçlenmiş olup ortak mücadelelerle pekiştirilmiştir ve nesiller boyunca yaşatılmıştır. Aynı hassasiyet tüm kardeş Türk devleti için geçerlidir. Hiçbir anlaşmazlığın büyütülmesine veya kalıcı ayrılığa dönüşmesine fırsat verilmemelidir; hiçbir nifak tohumu aramıza ekilmemelidir. Kardeşlik hukuku ancak karşılıklı saygıyla ve ortak geleceğe duyulan inançla korunabilir. Bu nedenle her bireyin görevi tarihi yakınlığımızı geçici tartışmaların üstüne çıkararak farklılıklarımızı ayrılık sebebi haline getirmemek ve geleceğimizi tehdit edecek adımlardan kaçınmaktır. Unutulmamalıdır ki Türk dünyasının gücü birbirimize olan güvenimizde saklıdır; bağımsızlığımıza duyduğumuz saygıda, kültürel derinliğimizde ve ortak hedefler etrafında sergilediğimiz iradede gizlidir.”
‘TÜRK DÜNYASININ İSTİKBALİ MÜŞTEREK SORUMLULUĞUMUZDUR’
Türk Devletleri Teşkilatı’nın 2040 Vizyonu’na da değinen Bahçeli, siyasi işbirliğini geliştirmek, ekonomik ilişkileri güçlendirmek, ulaşım ve enerji hatlarını etkin hale getirmek ile eğitim ve kültür alanlarında kalıcı kazanımlar elde etmenin ortak sorumluluk olduğunu vurguladı. Açıklamalarına devam eden Bahçeli şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’nin bilgi birikimini, kaynaklarını ve deneyimini Türk dünyasının gelişimiyle buluşturmak; ‘Türk Yüzyılı’ hedefini geniş gönül coğrafyasının ortak istikbali ile düşünmek demektir. Amaçlarımız tarihi köklerden gelen gücü kullanmakla birlikte çağın imkanlarını değerlendiren bağımsızlığına sahip çıkan etkili bir Türk dünyası oluşturmaktır. Birlik içinde hareket etme sürecimiz gönüllerde yankılanan samimi duyguların ötesine geçmiş; kurumsal yapılarla somutlaşmış ve ortak iradelerle güçlenmiştir; sağlam adımlarla geleceğe doğru ilerlemekte olan kalıcı temellere sahip olmuştur.
Türk dünyasının istikbali bizim müşterek sorumluluğumuzdur. Kardeşliğimizi korumak; bağımsız devletlerimizin egemenliğine saygı göstermek; tarihi yürüyüşümüzü gelecek nesillere aktarmak hepimizin üzerine düşen önemli bir görevdir.
Böyle düşünerek Ankara’da gerçekleştirilecek Türk Devletleri Teşkilatı Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin ülkemiz için yanı sıra kardeş devletlerimizle tüm Türk dünyası için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Zirvenin kardeşlik bağlarımızı daha da güçlendirip müşterek hedeflerimize yeni ufuklar açmasını umuyoruz.
Ayrıca bu buluşmanın Türk dünyasının aydınlık geleceğine kalıcı katkılar sunmasını temenni ediyorum.
Bu duygu düşüncelerle gönül coğrafyamızın dört yanında bulunan tüm kardeşlerime en içten selamlarımı iletiyorum.
Cenab-ı Allah’ın bizlere verdiği birlikteliği daim eylemesini diliyorum.
Devletlerimizi güçlü kılmayı; milletimizi huzurlu tutmayı; kardeşliğimizi sarsılmaz hale getirmeyi sağlamasını temenni ediyorum.
Ne Mutlu Türk’üm Diyene!”